Bilgiyum
Anasayfa » Anne Çocuk » Ekmek bizi hasta ediyor

Ekmek bizi hasta ediyor

Ekmek bizi hasta ediyor

EKMEK TABİİ Kİ BİZİ HASTA EDİYOR!
NASIL MI?

Şişmanlık
Diyabet
Depresyon
Otizm
Ataksi (dengesizlik)
İntihar eğilimi, Mültipl skleroz
Kanser
Şizofreni
Periferik mononörit
Davranış bozuklukları
Hiperaktivite-dikkat dağınıklığı
Eklem iltihapları (artrit)
Eklem ağrıları (atralji)
Kas ağrıları
Deri döküntüleri
Kronik baş ağrısı …. VE DAHA NELER NELER.

Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahılların protein olan glütenin sebep olduğu en önemli hastalık çölyak hastalık. Çölyak hastalığı buğday proteini olan glütenin bağırsakta yaptığı tahribata bağlı olarak başta sindirim bozuklukları olmak üzere çok sayıda organ sisteminde hastalığa sebep olabiliyor. Bunların başında boy kısalığı, şişmanlık, diyabet, mine hipoplazisi, boy kısalığı, nedeni belli olmayan nörolojik bozukluklar (ataksi, periferik mononörit, miyopati, miyelopati, mültipl skleroz),davranış bozuklukları, depresyon, otizm, hiperaktivite-dikkat dağınıklığı, intihar eğilimi, şizofreni, eklem iltihapları (artrit), eklem ağrıları (atralji),fibromiyalji, demir tedavisine cevap vermeyen anemi (kansızlık), tekrarlayan ağız yaraları (aftöz stomatit, dermatitis herpetiformis(simetrik, kaşıntılı derialtı kabarcıkları, IgA nefropatisi (böbrek hastalığı), bağırsak lenfoması, yemek borusu kanseri, yutak kanseri, kısırlık, migren tarzı baş ağrısı geliyor.

Bu hastalıkların birçoğu teşhissiz kaldığı için tedavi de edilemiyor. Çölyak hastalığı çok yaygın. Ülkemizde her 200 kişiden biri çölyak hastası. Fakat bunların çok büyük bir kısmı da teşhisi konulmamış bir şekilde hastalıklı olarak hayatlarını sürdürüyor. Tehisi konulmamış ya da yeterli tedavi görmemiş hastalarda erken ölüm oranı, olmayanlara göre 4 kat fazla bulunmuş. Aynı çalışmaya göre 1950’ye göre çölyak hastalığı 5 misli artmış. Bu artışın birinci nedeni günümüzde yediğimiz buğdayın melezleştirme yolları ile glüten içeriğinin artması

*** Son zamanlarda Glüten entoleransı lafını çok duyuyoruz !!
Çölyak hastalığı aslında buzdağının (glüten hasarının) sadece görünen küçücük bir parçası. Bir de glüten entoleransı denilen bir hastalık tablosu var ki buna çölyak hastalığının hafif bir şekli denilebilir, yani buzdağının görünmeyen büyük parçası. Öncelikle şunu söyleyeyim ki maalesef hekimlerin ancak çok azı bu çok önemli konunun farkında.

Glüten entoleransı başta sindirim bozuklukları olmak üzere çok sayıda organ sisteminde hastalığa sebep olabiliyor.. Ama maalesef bu hastalıklar ile glüten tüketimi arasındaki ilişki belki de hekimlerin %99’unda akla gelmemekte ve bunların tedavisi son derece yetersiz kalmaktadır.

Çölyak hastalığı ve glüten entoleransının son yıllarda çok aşırı artmasının nedenleri neler?

Bence bu artışın birinci nedeni ekmek dışında da aşırı glüten içeren hazır gıdalar (pasta, hazır çorba, soslar, gofretler vb.) yememiz. İkinci temel neden günümüzde yediğimiz buğdayın melezleştirme yolları ile glüten içeriğinin artması. Zaten glüten evrimde çok yeni bir zaman sayılabilecek 10,000 yıl önce diyetimize girmiş. Glüten sindirimi oldukça zor olan bir molekül. Eskiden bununla zar zor baş ederken günümüzde bu yükü kaldırmakta zorluk çekiyoruz. Üçüncü neden de (belki de en önemlisi) modern rafine gıdaların bağırsak mikrop düzenimizi bozması sonucu faydalı mikropların azalması ve buna bağlı olarak da buğday proteini olan glütenin yeteri kadar sindirilmeden kana geçmesi.

*** Süt ve buğday proteinlerinin bazı hastalıklarda tıpkı morfin gibi uyuşturucu etkisi yapıyor ***

Aslında yediğimiz süt, ekmek, baklagiller gibi yiyeceklerde de morfin etkisi gösteren bileşikler var. Bunlara dış morfinler diyoruz. Normalde glüten (buğday proteini), kazein (süt pıhtısı, peynir, yoğurdun susuz bölümü), soyadan ve diğer yiyeceklerden sağlanan proteinler mide asiti (hidroklorik asit) ve enzimler (proteazlar) ile sindirilerek proteinlerin en küçük birimleri (tuğlaları) olan amino asitlere parçalanıyorlar. Sağlıklı bağırsaklara sahip olan kişilerde çok iyi sindirildikleri için dış morfinlerin etkileri daha hafiftir. Ama yine de süt ürünleri ve ekmek yedikten sonra oluşan bir uyku ve uyuşukluk hali birçoğumuzun yaşadığı bir durumdur.

Glüten ve kazeinin sindirilmemiş protein parçaları fazla miktarda kana geçtiklerinde morfin etkisi gösterirler (ekzorfin). Normalde vücutta üretilen serbest morfin (endorfin= iç morfin) miktarı çok azdır. Yüksek miktardaki ekzorfinler bağışıklık sistemi ve beyinin işleyiş tarzını bozarlar. Birçok otizmli ve şizofrenik hastanın ağrıya duyarsız olmasının olası nedeni bu morfin bileşikleridir. Nitekim bu hastaların %95’inin idrarlarında bu bahsedilen opioid benzeri polipeptidler fazla miktarda saptanmış(15,16).

Sindirilmemiş süt kazeinine karşı oluşan morfine beta-kazomorfin-7 ve buğday, yulaf, arpa ve çavdar proteini olan glütene karşı oluşan morfine glutenomorfin-7 denir. Opioidler kanda belirli bir seviyeyi aştıklarında insanda davranış değişikliklerine yol açan maddelerdir. Örneğin morfin bir opioid türevidir. Opioid proteinleri, beyinde ve bağırsaklarda reseptörlere bağlanarak davranış değişiklikleri, kabızlık, şişkinlik ve ishale sebep olurlar. Özetle otizmi minyatür çaplı bir morfin zehirlenmesi olarak kabul edebiliriz.

Bu dış morfin bileşikleri (ekzorfin) nerdeyse bütün otizmli çocuklarda görülen ağrıya dayanıklılık, göz teması kaybı ve öğrenme becerisinde azalma, hiperaktivite, stereotipik hareketler ve self-mütilasyon (kendine zarar verme) gibi belirtilerin oluşumunda büyük pay sahibidirler.

Diyet ile bu morfinlerin kan düzeyi azalmakta ve klinik bulgular da aynı oranda hafiflemektedir. Şizofrenik ve otistik hastaların üçte iki kadarı kazeinsiz-glütensiz diyetten belirgin bir fayda görmektedir.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz